Vücudumuzun derisi üç tabakadan oluşuyor. Birinci tabakadaki ölmeye yüz tutan hücreler, 2 tabakaya çıktıktan 27 gün sonra ölürler. Üçüncü tabakaya çıkan hücrelerin ise 6-7 gün sonra öldükleri bilinmektedir.
LaCinia’nın ana maddeleri içinde bulunan yeşil çay özü ve EGSC maddesinin, derideki ölmeye yüz tutan hücrelerin ölmesini önlediği, Amerika’da yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
LaCinia’nın, derideki hücreler üzerindeki etkisi dünyanın önemli enstitülerince kanıtlanmış, yeÅŸilçay özü, EGSC, folik asit, D vitaminleri, E vitamini, Niacin, bakırı , 6 yıl süren kapsamlı bir araÅŸtırma sonucunda, özel bir formüle dönüştürdü.
Yeşil çayıon içerisinde de bulunan EGSC maddesi ayrıca Lacinia losyonu içerisinde belirli bir oranda kullanılmaktadır.
Saç dökülme sorununuzun bitmesine yardımcı olan LaCinia yı kullananların bir çoğu, yeni saçların da çıktığını gözetleyebiliyorlar.
Bunu kullanıcıların büyük bir kısmı söylüyor: “LaCinia, saç sağlığı açısından, dünyanın bir numaralı bitkisel özlü ürünüdür…
LaCinia içeriğinde bulunan bazı maddelerin, erkek tipi saç dökülmesini körükleyen testosteron hormonunu dengelediği, Amerika’daki ünlü tıp enstitülerinde saptandı.
Çok özel bir formül ile geliştirilen LaCinia Ultra Saç Losyonu, saç sağlığı açısından, etkisi dünyanın en önemli laboratuarlarınca saptanmış olan EGSC, yeşilçay özü, folik asit, Niacin maddeleri ile, yeni neslin saç losyonu olarak, etkisini kanıtlamıştır.
LaCinia Ultra Saç Losyonu’nu günde 3 kez kullananların büyük bir bölümü dökülme sorununun önüne geçerken, yeni saçların çıktığını da saptamışlardır.
LaCinia’yı ilk kullanışta günde bir kez uygulamak gerekiyor. Eğer etkisi görülmezse günde 2 ve 3 kez saçlar yıkanmadan kullanılabiliyor. İnsanları metebolizmaları farklı, saç sorunlarının kaynağı ise değişik olduğu için, LaCinia bazl kullanıcılarda günde bir kez, bazılarında ise saçlar yıkanmadan günde iki veya 3 kez kullanıldığında daha etkili olmaktadır.
LaCinia Türkiye mümessili Lasinya firması yetkilileri, LaCinia ürününe kullanıcıların sadece yüzde 3’ünden şikayet geldiğini ve bu kullanıcıların da günde 2 veya 3 kez saçları yıkamadan LaCinia kullanmaları ile sorunun üstesinden gelebildiklerini belirtiyorlar.
LaCinia losyonu, diğer bazı ürünler gibi içeriği gizli tutulmayan bir üründür ve dünyanın bir çok ünlü laboratuarları, enstitülerince saç sağlığına iyi geldiği kanıtlanmış olan bir düzine bitkisel öz, LaCinia losyonunda bulunmaktadır.
LaCinia’nın sırrı, içeriğinde kullanılan bitkisel özlerin kullanım oranı ile ilgilidir.
LACINIA ÅžAMPUANI
Ayrıca çok kapsamlı bir bitkisel içeriğe sahip olan LaCinia şampuanı da ülkemizde saltam medical nitelikli şampuanlar içerisinde, en iyisi olarak bilinmektedir. Kepeğe karşı da etkili olan LaCinia şampuanının, kullanıcıların belirttiğine göre saç dökülmesini önleyebildiği ve hatta bazı kullanıcılarda yeni saçların çıkmasını sağladığı rapor edilmiştir.
LaCinia şampuanı saçlarıa uygulandıktan sonra bir dakika beklenerek yıkanmalıdır.
lLACINIA ULTRA SAÇ LOSYONUNUN İÇERİĞİNDE BULUNAN BİTKİSEL ÖZLERİN SAÇ SAĞLIĞINA ETKİLİ OLDUĞU İLE İLGİLİ BİLİMSEL REFERANSLARIN LİSTESİ:
1-J Leukoc Biol. 2001 May;69 (5):719-26.
Green tea polyphenol (-)-epigallocatechin-3-gallate treatment to mouse skin prevents UVB-induced infiltration of leukocytes, depletion of antigen-presenting cells, and oxidative stress.
Katiyar SK, Mukhtar H.Department of Dermatology, School of Medicine, Case Western Reserve University, Cleveland, OH 44106, USA
2- Carcinogenesis. 2001 Feb;22 (2):287-94
Green tea polyphenol (-)-epigallocatechin-3-gallate treatment of human skin inhibits ultraviolet radiation-induced oxidative stress.
Katiyar SK, Afaq F, Perez A, Mukhtar H.Department of Dermatology, Volker Hall 501, 1530 3rd Ave S, The University of Alabama at Birmingham, Birmingham, AL 35294-0019, USA.Â
3-Carcinogenesis. 1999 Nov; 20 (11):2117-24.
Prevention of UVB-induced immunosuppression in mice by the green tea polyphenol (-)-epigallocatechin-3-gallate may be associated with alterations in IL-10 and IL-12 production.
Katiyar SK, Challa A, McCormick TS, Cooper KD, Mukhtar H.
Department of Dermatology, Case Western Reserve University, 11100 Euclid Avenue, Cleveland and University Hospitals of Cleveland and VA Hospital, Cleveland, OH 44106, USA.
4-Int J Oncol. 2002 Dec; 21 (6):1213-22
Treatment of silymarin, a plant flavonoid, prevents ultraviolet light-induced immune suppression and oxidative stress in mouse skin.
Katiyar SK. Department of Dermatology, University of Alabama at Birmingham, Birmingham, AL 35294-0019, USA.
5- Photochem Photobiol. 1999 Feb; 69 (2):148-53.
Polyphenolic antioxidant (-)-epigallocatechin-3-gallate from green tea reduces UVB-induced inflammatory responses and infiltration of leukocytes in human skin.
Katiyar SK, Matsui MS, Elmets CA, Mukhtar H.
Department of Dermatology, Case Western Reserve University, Cleveland, OH 44106, USA.
6- Photochem Photobiol. 1999 Feb; 69 (2):148-53.
Green tea polyphenols: DNA photodamage and photo immunology.
Katiyar SK, Bergamo BM, Vyalil PK, Elmets CA.
Department of Dermatology, School of Medicine, University of Alabama at Birmingham, 1670 University Blvd., VH501, Box 202, Birmingham, AL 35294Â Â
7- Carcinogenesis. 1998 Dec;19 (12):2201-4.
(-)-Epigallocatechin-3-gallate inhibition of ultraviolet B-induced AP-1 activity.
Barthelman M, Bair WB 3rd, Stickland KK, Chen W, Timmermann BN, Valcic S, Dong Z, Bowden GT. Department of Radiation Oncology, University of Arizona Health Sciences Center, Tucson 85724, USA.
8- Carcinogenesis. 2003 May; 24 (5):927-36
Treatment of green tea polyphenols in hydrophilic cream prevents UVB-induced oxidation of lipids and proteins, depletion of antioxidant enzymes and phosphorylation of MAPK proteins in SKH-1 hairless mouse skin.
Vayalil PK, Elmets CA, Katiyar SK.
Department of Dermatology, University of Alabama at Birmingham, 1670 University Blvd, Volker Hall 557, 35294, USA.
9- Free Radic Biol Med. 2002 Oct 15; 33 (8):1097-105.
Green tea polyphenol epigallocatechin-3-gallate inhibits the IL-1 beta-induced activity and expression of cyclooxygenase-2 and nitric oxide synthase-2 in human chondrocytes.
Ahmed S, Rahman A, Hasnain A, Lalonde M, Goldberg VM, Haqqi TM.
Kırışıklık ve güneş hasarını önleyen en etkili ürün güneşten koruyuculardır. UVB ve UVA ışınlarına karşı koruyucu özelliği olan, güneşten koruyucu faktörü (SPF) 15 ve üzeri olan ürünler cildin yaşlı görünmesini önlemektedir. Düzenli olarak güneşten koruyucu kullanmak derin kırışıklıklar ve koyu lekelerin oluşmasını engellemektedir.
Yirmili yaÅŸlar
Yirmili yaÅŸlarda cildiniz için yapabileceÄŸiniz en önemli ÅŸey geniÅŸ spektrumlu (UVA ve UVB) güneÅŸten koruyucu kullanmaktır. Hayatınız boyunca karşılaÅŸacağınız güneÅŸ hasarının %80 ”i 18 yaÅŸ öncesi olmaktadır. Bu alışkanlığın geliÅŸtirilmesi sadece güneÅŸe baÄŸlı erken yaÅŸlanma deÄŸil, cilt kanserlerine karşı da koruyacaktır. Ergen dönemdeki kadar olmasa da bu yaÅŸlarda çene bölgesinde belirgin olan hormonal akne sorunu için salisilik asit veya kükürtlü ürünler yenilerinin oluÅŸmasının yanında eskileri de temizler. EÄŸer sivilce izleriniz varsa sizin için uygun yöntemin belirlenmesi önemlidir. Aluminyum oksit kristalle ri püskürtülerek yapılan mikrodermabrazyon hafif izler için uygulanabilir. Kimyasal peeling yani soyma iÅŸlemi de denenebilecek tedavi yöntemlerindendir. Daha derin izler için lazerler ve dolgu maddeleri de uygulanabilir.
Otuzlu yaÅŸlar
Kronolojik yaÅŸlanma sırasında derinin yaÄŸ bezelerinin iÅŸlevlerini tam yerine getirmemesi nedeniyle 30”lu yaÅŸlarda cildinizin daha az yaÄŸlı, kurumaya eÄŸilimli olduÄŸunu fark edersiniz. Sivilce atakları halen devam etmektedir, bu yüzden daha çok sivilce öncüsü komedon yapmayan ürün kullanmanız uygundur. Bu dönemde size uygun irritasyon yapmayan, içeriÄŸinde C ve E vitamini gibi antioksidan bulunan onarıcı ve ileri hasarı engelleyici ürün kullanmanız uygundur.
Kırklı yaşlar
Kırklı yaÅŸlarda cildin alt tabakalarındaki yapılarda incelme sonucu gençlikte görülen canlı, dolgun, yumuÅŸak cilt kaybolur. Cilt altı yaÄŸ dokusunun da azalmasıyla cilt daha kırılgan darbelere hassas bir hal alır. YaÄŸ üretimindeki azalma cildinizi daha iyi nemlendirmeniz gereklidir. Göz ve ağız çevresinde kırışıklıklar belli olmaya baÅŸlar. Bu dönemde AHA”lı ürünler kullanarak cildin üst tabakasındaki ölü hücreleri silip alttan taze genç bir cildin çıkmasını saÄŸlayabilirsiniz. Dermatologların önerdiÄŸi vitamin A türevleri de ince çizgi ve kırışıklıkların ve yaÅŸlılık lekelerinin azalmasına yardımcı olacaktır. İnce çizgi ve kırışıklıkları dert ediyorsanız Botox uygulamak için uygun bir zamandır.
Ellili yaÅŸlar
Ellili yaşlara gelindiğinde cilt canlılığını ve tonus olarak adlandırılan gerginliğini kaybetmeye başlar. Dermis tabakasındaki fibroblast isimli hücreler kollajen ve elastin ile cilt dolgunluğunu sağlar, fakat zaman içinde fonksiyonlarını kaybetmeye başlar ve cilt sıkılığında azalma gözlenir. Düzensiz lekelenme tarzında renk değişiklikleri görülebilir. Dermatoloji kontrolünde şüpheli lekelerin cilt kanseri öncülü olabilen aktinik keratozlardan ayrılması gerekir. Yanaklar ve burunda rozase hastalığının kırmızımsı renk değişikliklerini görebilirsiniz. Dermatologunuz lazer tedavisine kadar uzanan seçeneklerden birini önerecektir. Ağız çevresindeki çizgileri yumuşatmak, dudağa dolgunluk vermek, ağız çevresindeki erken kas kaybına bağlı durumlarda dolgu maddeleri uygulanabilir. Bu dönemde güneş ışığına bağlı hasarın derecesine bağlı yüzeysel ve derin kimyasal peeling işlemi de uygulanabilir.
Altmışlı yaşlar
Altmışlı yaşlarda birçok kırışıklık yanında yıpranmış esnekliğini kaybetmiş bir ciltle karşılaşırız. Ciltte bulunan bağışıklık sistemi algılayıcılarında azalma gözlenir. Zamanla serbest radikallerin verdiği hasarı onarma yeteneği kaybolur ve yaşlanma hızlanır. Isı kontrolünün kaybıyla soğuk ve sıcak algılamamız zorlaşır. Bu dönemde önerilebilecek kırışıklık tedavilerinin başında lazer tedavi yaklaşımları gelir. Cerrahi girişimlere nazaran ağrısı ve komplikasyonu daha azdır ancak yara iyileşme süresi uzadığı için iyileşme süresi de uzar.
Pudra ve allıktan uzak durun: Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz. Herşeyden önce, hijyenik nedenlerle allık ve pudra kullanmaktan vazgeçmeli: Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor. Bunun yanında, estetik bir neden de var: Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor.
Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.
Akne ve aşırı kıllanma: Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikayet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.
Hijyene daha fazla özen: Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanma sı ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.
Erkeklere özel kozmetikler: Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.
Sık sık tıraş olun: Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.
Tıraş sonrası bakım: Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.
Cildinizi yatmadan nemlendiriyor musunuz? Cevabınız ‘hayır” mı? Peki cildinizin geceleri en çok saat 1.00 ile 3.00 arasında kuruduÄŸunu biliyor musunuz?
Araştırmalar, cildin saat 01.00 ile 03.00 arasında kuruduğunu gösteriyor. Bu yüzden geceleri günlük nemlendiricilerden farklı olarak tedavi edici kremler kullanmalısınız.
Günün yorgunluğunu atmak için deliksiz bir uyku gibisi yoktur. Tüm stres ve kaygılardan uzak kalınan bu özel zamandan en verimli sonucu alabilmek için şartların uygun olması gerekiyor.
Vücudumuzun yorgunluğunu attığı bu dakikalar, cildimiz için de ayrı bir önem taşıyor. Vücut gibi cilt de kendini uyku sürecinde yeniliyor.
Bunun bilincinde olan kozmetik markaları da gece bakımı için çeÅŸitli kremler ve serumlar hazırlıyor. Bu gece kremlerinin ortak özelliÄŸi, gündüz kremlerinden çok daha ayrıntılı ve yararlı bir bakım saÄŸlamaları. Sonuçları da diÄŸerlerine oranla çok daha hızlı ve kalıcı…
Dış faktörlerden uzak anlar
Uyku sırasında güneş, rüzgar ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerden uzak duran cilt, kendini yenilemek için ideal bir ortama kavuşuyor. Yüzdeki akne, leke ve çizgiler üzerinde yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, bu hasarlar uyku esnasında çok daha çabuk iyileşiyor.
Ciltteki hücreler harekete geçerek hasara uÄŸramış olan DNA”yı onarmak için çalışıyor. Gün içinde mimiklerden ve çevresel faktörlerden oluÅŸan ve derinleÅŸen kırışıklıklar da gece kremleriyle onarılabiliyor.
Tedavi edici bir krem olmalı
Yapılan araÅŸtırmalar, cildin saat 01.00 ila 03.00 arasında terleme ya da ciltte meydana gelen kuruma sonucunda nemini kaybettiÄŸini ortaya koyuyor. Bu da cildin bir nemlendiriciden çok, tedavi edici bir kreme ihtiyaç duyduÄŸunu kanıtlar nitelikte…
Cildi nemlendiren, yenileyen ve besleyen gece kremlerinin içeriğinde sedir ağacı özü, üzüm tohumu, deniz yosunu, buğday tohumu ve çeşitli vitaminler bulunuyor. Bu kremler içeriklerindeki maddelerden dolayı cilt tarafından çok daha kolay emiliyor.
Maske, temizleyici, canlandırıcı ve tonik gibi güzellik malzemelerini evinizde, tanıdık maddelerle ve kendi elinizle hazırlayabilirsiniz.
Temizleyiciler
Badem yağından temizleme kremi
120 gr. tatlı badem yağı,
30 gr. suyu alınmış lanolin,
r> 30 gr. vazelin.
Yağları bir kaba koyun. Bu kabı içinde su kaynayan bir tencereye oturtarak yağları eritin. Sonra ateşten alın. Soğuyuncaya kadar çırpın.
Kayısı yağından temizleme kremi
4 çorba kaşığı kayısı yağı,
2 çorba kaşığı susam yağı,
2 çorba kaşığı tereyağı,
1 çorba kaşığı damıtık su.
Malzemeyi çırparak birbirine karıştırın. Sonunda karışım düzgün bir krem kıvamına gelmeli. Buzdolabında saklayın.
Canlandırıcılar
Salatalık kremi
15 gr. beyaz balmumu,
60 gr. tatlı badem yağı,
1 salatalık.
Balmumunu kaynar suya oturtulmuş cam kavanozda eritin. Daha sonra badem yağını ekleyin. Salatalığı soyarak ince ince çentin. Kavanoza bal mumunun üzerini iyice örtecek miktarda salatalık koyun. Kavanozun ağzını yalnız kağıtla kapatın, bir saat kadar kaynamaya bırakın. Ateşten alarak iyice karıştırın. Sonra süzün.
Göz çevresi için özel bir krem kullanmak gerçekten şart mı? Hiç şüphesiz evet! Vücudumuzun en hassas bölgesi olan gözlerimizde kullanacağımız ürünlerin de, bu duyarlılığa uygun, özel üretilmiş ürünler olmaları şart.
Göz çevresi derisi, yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Bu nedenle bakımını, onu tahriş etmeyecek kadar hafif dokunuşlarla yapmak gerekli. En doğu seçim, yağlı olmayan, hafif jel ve solüsyonlar kullanmak. Diğer yandan, göz çevresi, diğer bölgelere oranla, kullanılan ürünlere karşı çok daha duyarlı. Bu duyarlılıkları nedeniyle, formülleri göze özel üretilmiş, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan kremleri kullanmalısınız. Ancak bu şekilde, hiçbir yan etkiye maruz kalmadan istediğiniz sonucu elde edebilirsiniz.
Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da, kullandığınız ürünlerin Ph değerinin göz yaşlarının Ph değerinden daha düşük olması. Göz için üretilen özel ürünlerin, en büyük özellikleri, gözenekleri derinlemesine temizleyip, sıkılaştırarak gerginleştirici etki yapmaları. Bu ürünler aynı zamanda göz çevrelerinizi, zararlı güneş ışınlarına karşı da koruyacaktır.
Gözleri rahatlatan küçük egzersizler
İçinde yaşadığımız dünyada, gözlerimiz stres kaynakları, yapay ışıklar, bilgisayar, televizyon gibi birçok etkene maruz kalır. Bunların kö tü etkileri ile mücadele etmek için ve gözlerinizi dinlendirmek için yapabileceğiniz küçük egzersizler var. İki elinizin avuç içleri ile gözlerinizi kapatın ama avuçların gözlerinize değmemesine özen gösterin. Gözkapaklarınızı kapalı olarak, karanlıkta bir süre tutun. Isı ve karanlık gözlerin dinlenmesini sağlayacaktır. Özellikle bürolarda, bilgisayar başında çalışanlar, gözleri yoruldukça bu egzersizi sık sık yapılabilir.
Göz makyajı için ipuçları
Gözler çok hassas bölgeler oldukları için, makyaj yaparken ilk dikkat etmeniz gereken, kullandığınız malzemelerin kaliteli olması. Daha sonra renklerin uyumuna çok dikkat etmelisiniz. İyi bir makyaj, gözlerinizin güzelliğini birkaç kat daha vurgulayacaktır.
KaÅŸlar
Gözlere anlam kazandıran, onlara kişilik veren kaşlardır. Onlara düzgün bir şekil vererek, hafifçe fırçalayarak ve küçük kalem darbeleri ile kalınlaştırarak, gözlerinizin genç görünmesini sağlayabilirsiniz.
Kaşlarınıza şekil verirken, asıl dikkat etmeniz gereken, kaşlarınıza doğru açı vermek. Kaşlarınızın doğru yerde başlayıp, doğru yerde bitmesini sağlamak için, ince bir kalem alın. Önce bunu göz pınarlarınızdan yukarı doğru uzatın. Kalemin dış tarafından kalan fazlalıkları alın.
Gözlerinizin dış tarafını da aynı yöntemle şekillendirin. Kaşların güzel görünmeleri için, her zaman yukarı doğru olmaları gerekir. Asla gözlerinizin üzerine inen bir kaş hattınız olmamalı. Böyle bir açı sizi daha yaşlı gösterecektir.
Farlar
Far rengi olarak asla gözleriniz ile aynı rengi seçmeyin. Bu yapabileceğiniz en büyük hata olur. Koyu renk gözlüler, mavileri, canlı yeşilleri, sarı ve altın tonlarını, bej ve tonlarını tercih ederken; yeşil gözlüler ise, rozeleri, fuşyaları, lilaları, mavi ve kahverengileri seçmeli; asla yeşil tonlarını kullanmamalılar.
Mavi gözlüler ise, yeşil ve mavilerden kaçınmalı, bunun yerine kahverengi, kızıl, gri tonlarına yönelmeliler. İyi bir etki sağlamak için, tek bir renk yerine iki ve hatta üç rengi karıştırmak daha başarılı sonuç verir. Bir açık, bir koyu, bir de orta renkle çok alımlı gözlere sahip olabilirsiniz. Eğer hangi renkleri karıştırabileceğinizi bilmiyorsanız, sakın endişelenmeyin. Bugün, bütün büyük kozmetik firmaları, birbiri ile kullanılabilecek renkleri aynı kutu içerisinde bir araya getirerek satıyorlar.
Kalem çekme teknikleri
Kalem, gözün kontürlerini takip ederek sürülür. Çizginin gözün dışına doğru kalınlaştırıması gözlerinizi ve bakışlarınızı daha çok vurgulamaya yarar. Ayrıca kalem yardımı ile, gözünüzün şekli üzerinde oynama şansınız da var.
Örneğin, yuvarlak gözleri olanlar, kalemi çok ince olarak çekmeli ve uçlarını yatay olarak bir parça uzatmalıdırlar. Kirpiklerin altına kalem sürmek, gözün daha küçük görünmesine yol açar. Eğer gözleriniz birbirlerine çok yakınsa, kalem hattını iyice dışarı doğru çekmelisiniz. Ancak gözleriniz birbirinden çok ayrı ise, çizgilerin çok kısa olması ve gözün dış sınırında hemen bitmesi gerekir.
Çok küçük gözleri daha büyük göstermek için, kalemi gözkapağının hemen üstünden kalın bir hat olarak çekmelisiniz. Büyük gözlerde ise kalemi ince bir hat şeklinde çekmek çok daha iyi sonuç verecektir. Badem gözlüler ise kesinlikle gözlerinin bu şeklini gizlememeli; aksine, bu güzel şekli vurgulamak için, kalemi yukarı doğru çekmeliler.
Maskara nasıl sürülmeli?
Maskara sürdükten sonra kirpiklerinizde top top birikintilerin olmaması için fırçadaki fazlalıkları, tüpün kenarında temizlemelisiniz. Üst kirpiklere sürerken önce, üstten ince bir kat geçip, daha sonra alttan yukarı doğur kıvırmalısınız.
Fırçayı, tekrardan tübe batırmadan, alt kirpiklerinizin üzerinde de hafifçe gezdirin, çünkü alt kirpik makyajının çok hafif olması gerekir. Kirpiklerin kalın görünmesi için, önce ilk katın kurumasını bekleyin, ikinci katı daha sonra sürün.
Cilt Yapısı
Epidermis Tabakası
Dermis Tabakası
Subkutan Tabaka
Cilt, insanın canlılığını korumadaki en önemli ve büyük organdır. Vücut ağırlığının %16′’sını oluÅŸturur. Cildin çok sayıda iÅŸlevi vardır.
Destek Görevi : Cilt altındaki dokuları örter ve onlara destek sağlar.
Vucut Isısının Korunması : Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücudun ısısının sabit tutulmasında en temel görevi üstlenir.
Salgılama : Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birkmeden dışarı atılmasını sağlar.
D Vitamini Yapılması : Fotokimyasal yöntem ile vucudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini yapar.
Duyu Fonksiyonu : İçinde barındırdığı organeller sayesinde basınç, ısı, ağrı gibi duyumların alınmasını sağlar.
Pigmentasyon : Cilt oluşturduğu pigmentler ile ultra viyole (UV) ışınlarının olumsuz etkilerinden bizi korur.
Engelleme : Epidermis katmanı ile istenmeyen madde veya zehirli etki gösterebilecek olan maddelerin emilmesine müsade etmez.
Bağışıklık Sistemimize Yardımı : Özellikle epidermisin en çok keratinize bölümü olan Stratum corneum ile yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesine engel olur.
Kısacası cilt dış dünya ile karşı karşıya olan su geçirmez bir bariyer özelliği taşıyan bir organdır. Tabakalar halindedir ancak homojen bir yapıda değildir. İçinde bazı organeller bulunur. Bu organeller sıcağı, basıncı hissedeler ve daha bir çok hizmetler görürler. Cildin içersinde ter bezleri, kıl kökleri ve organeller bulunur. Cildin altında genelde gevşek liflerden oluşan kollajen lifleri (KOLLAJEN TEDAVİSİ), yağ dokusu ve kas dokusundan oluşan cilt katmanı bulunur.
Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir
Epidermis Tabakası
5 tabakadan oluÅŸur:
Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır.
Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur.
Stratum Granulosum (granüllü katman)
Stratum Spinosum (dikenli katman)
Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir. Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir.
Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve yerine geçme işlemleride yavaşlar.
Dermis Tabakası
Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ (sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur. Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olurlar.
2 tabakadan oluÅŸur:
Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar.
Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli kasların bulunduğu katmandır.
Subkutan Tabaka
Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme, salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı katmandır.
hava kirliliÄŸi soÄŸuk ve stres
hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. yapılan pekçok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. cildin yapıtaşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor.
Çevresel etkenlerin ve dengesiz beslenmenin neden olduğu sorunların en başında tabii ki kırışıklık geliyor. bu etkenler, hem cilt hem de vücut cildinde kurumaya neden oluyor. kuruluktan dolayı da erken kırışmalar, vücutta sarkmalar oluşuyor. yüz ve vücuda muhakkak haftada bir kez peeling uygulayarak gözeneklerimizi açıp cildi rahatlatmak, cildin oksijen almasını sağlamak lazım. güzellik salonuna gidemiyorsa kişinin bunu evinde de yapması mümkün. ama ayda 1 kez de, bir güzellik salonunda periyodik bakımını yaptırması gerekli. bugünkü ortamda, kırışıklığı önlemek, cildin daha sağlıklı olmasını, nemini korumasını sağlamak için bu önlemleri çok erken yaşlarda, 18 yaş civarında almaya başlamamız lazım. bakım için kullanılacak ürün seçiminde özellikle dikkat edilmesi gereken şey ise, cildin bağ dokusunu kuvvetlendiren elastin ve kolajen maddelerini içermesi.
kuproz
açık renk ve hassas cilde sahip olanlar sık sık yanaklar, alın, burun, ve elmacık kemikleri üzerindeki kırışıklıklardan yakınırlar. kılcal damarların geneşlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir.
1-işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla uv ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın, kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın, yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının, temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur, uv korumalı kremler ya da çimko oksit bazlı özel koruyucular kullanın.
2-eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4-5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmak da faydalı olabilir.
3- makyajın sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür.
kozmetik alerjisi
kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. ama normalde zararsız olduÄŸu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiÄŸi bir madde içeriyor olabilirler. dermatolojik olarak test edilmiÅŸ de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki “hipoaleröenik” ibaresi alerji riskinin en aza indirildiÄŸini gösterir. herhangi bir ürüne körü körüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken deÄŸil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler.
1-kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun
2-kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun.
3-kremlere direkt temastan kaçının. elleriniz yerine minik bir spatula kullanın
4-deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin.
5-alerjik tepkiden sorumlu kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz.
6-İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizi tepki vermesine neden olabilir.
7-cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir.
sivilce ve akne
akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. yüzün sabah ve akşam sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. temizleyici seçiminde cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli. aksi takdirde tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır.
tedavide genel kurallar:
1-cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
2-koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. bunların içindeki yağlı kısım deriyle direkt olarak temas etmiyor.
3-temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan a, e, f vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir.
4-bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olmayacaktır
5-akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. sivilcelerin yoğunlaştığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
6-bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2-3 ayda çözebilir. uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. günümüzde, ilaçların içerdiği retin-a gibi temel aktif maddelerin oranın düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi , mükemmel sonuç elde edilmekte.
tahrişe karşı önlemler
cilt genel olarak havanın çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. aşındırıcı ürünler başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımını da cildi tahriş edebilir.
1-toz kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. dolayısıyla makyajın en geç 10-12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur.
2-mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
3-boyalar renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek olan kozmetiklerdir.
4-tahrişe yol açma açısından bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil.
5-dermatolojik olarak test edilmiş kozmetiklerin cilt tarafından kabul edilmeme olasılığı daha az. gene de cildiniz hassassa dikkatli olun.
6-kozmetik kullanırken, tahrişin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu unutmayın. İşte bunlardan bazıları: temas türü, temas noktası, ph değeri, uçma.
uv ışınlarının zararlı etkileri
cilt uvb ışınlarına maruz kaldığında, cildi zararlı etkilerden koruyacak olan melalinüretimi artar. ancak, melaninin sınırlı miktarda üretildiği unutulmamalıdır. yanu yüksek dozda uvb ışını, hücrelerin tüm bilgilerini taşıyan dna ve dsn?leriz tahrip edebilir. bu hasar, emzimlerce önlenebilir tabii. ama, bu işlemin kısa bir süre içinde gerçekleşmesi gerektiğinden tam anlamıyla onarım mümkün olmaz.
cilde uygun olandan daha uzun süre güneşte kalınması, ya da seçilen güneş ürününün koruma faktörünün yetersiz kalışı güneş yanığına neden olur. 2 tip güneş yanığı vardır: birinci derece ve ikinci derece yanık.
bilimsel araştırmalar sonucu, güneş yanığı ile cilt kanseri arasında bir ilişki bulunmuştur. cilt ne kadar güneşe maruz kalırsa, daha sonra cilt kanseri oluşması riski o kadar artar. ancak çocukluk çağında çok fazla güneşe maruz kalınmış ve güneş yanığı oluşmuşsa iyeride cilt kanseri riski oransız olarak artar. bu yüzden çocuklar yüksek koruma faktörü ile korunmalıdır.
işıktan kaynaklanan cilt yaşlanması
uva derinlere nüfuz edebildiğinden, uygun bir korunma uygulanmazsa, cilt dokusundaki moleküller zarar görür ve fonksiyonları bozulur. Öncelikle, esnek kolajenlerin ve elastin liflerinin su tutma yetenekleri azalır. lifler kurur, sertleşir. sonuç ışıktan kaynaklanan cilt yaşlanmasıdır. zar lipidlerini, proteinleri ve enzimleri tahrip ederek elastik cilt liflerine ve hücrelerin içindeki üreme plazmasına zarar veren serbest radikallarin bu durumda önemli bir rolü vardır. serbest radikallere karşı kendilerini korumak için hücreler e vitamini açığa çıkarır. bu doğal antioksidan maddenin en önemli fonksiyonu, hücre zarını oksidasyona ve radikallerin verdiği zararlara karşı korumaktır. vücudun kendi ürettiği e vitaminine ek olarak bazı güneş ürünlerine de e vitamini ilave edilmiştir.
Cildin genç kalmasını sağlayarak yaşlılık belirtilerini geciktirmek için hem kozmetik hem de dermatolojide lipozomlara yüklenen kollajen ve elastinlerden yararlanılıyor. Çünkü lipozomlar cildin en alt tabakasına kadar istenen her maddeyi taşıyor.
Lipozomlar nedir?
Estetik cer rah Dr. Sinan İbiş, lipozomları kozmetik dünyasının yüzünü güldüren kapsüller olarak tanımlıyor: ‘‘Lipozomlar ancak elektron mikroskobu ile görülebilen kapsüllerdir. Bu kapsüllerin duvarının temel yapısını soya fasulyesinden elde edilen bir madde oluşturur.
Kozmetik sektöründe bu kapsüllerin içine sıklıkla ana madde olarak kollajen, elastin, çeÅŸitli bitki özleri ve vitaminler yüklenir. Cildin üretken tabakasına kadar inebilen tek kozmetik ürünü lipozomdur. Cilde saÄŸladığı eÅŸsiz yararlar çeÅŸitli araÅŸtırmalarla ortaya konmuÅŸtur.””
Lipozomların etkisi
Cilt yıpranmasının temel nedenlerinden biri olan, kollajen ve elastin eksikliği. Bu nedenle, cildin gençliğini korumak için kozmetikte olduğu kadar dermatolojide de lipozomlardan yararlanılıyor. Lipozomların içerdiği kürelerin duvar yapısı soya fasulyesinden ise cilt yüzeyine yayılmalarıyla cildin nem kaybı önlenmiş oluyor.